Şehit Ülkücü Şehit Yusuf Imamoğlu

von Aytürk
A+A-
Reset

Türk ocakları Şeref başkanı Nuri Gürgür başkan, Türk Yurdu dergisinde ülküçü Şehit  Yusuf İmamoğlu kardeşimizi yazmıştı. 

Yusuf İmamoğlu (1945, İnegöl – 8 Haziran 1970, İstanbul) 8 Haziran 1970 günü okumakta olduğu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğrencisiyken şehit edildi. Ruhu şad olsun.

Nuri başkanın bu kıymetli makalesini bende köşemde okuyucularım için yayınlamak istedim. Ülkücü hareketin ilk şehitlerinden olan dava ve Ahlaklı erdemli insan Yusuf İmamoğlu’nu gençlerimiz tanısın, tanıyanlar unutmasın amacındayım. Genç yaşta şüheda olan gençlerimizi yurt içinde yurt dışında hizmet eden Ülkü Ocakları, Türk Ocakları, Alperen Ocakları, Milli Kültür Ocakları anma günleri, paneller düzenlemeliler. İsmlerini bayrak yapmalı gönüllerde yaşatılmalıdır.


Ülkücü Şehit Yusuf İmamoğlu

Yusuf İmamoğlu dar gelirli bir ailenin çocuğuydu Ailesi Bulgaristan’da gelmişti,Moskof destekli komünist maskeli ırkcı-şovenist Bulgar zulmünü yaşamışlar, milli ve manevi değerlerini özgürce yaşamak ,evlatlarının kimliklerini kaybetmemeleri amacıyla asırlardır vatandaştırdıkları ocaklarını terkederek anavatana gelmişlerdi.
Yusuf ailesinden edindiği hasletleri fikren  ve ahlakın yaşıyordu.Doğuştan liderlik hasletlerine sahipti Sadece Edebiyat Fakültesi’nin değil öğrencilerin yoğun olarak bulunduklar Bayazıt havalesinin ülkücü gençlerin saygı ve güven duydukları en önemli isimlerden  biriydi Artık fakültesini bitirme aksamasına gelmişti Öğretmen olarak hem fikriyatına hizmet etmek hem de ailesinin zorlukla taşıdığı yükü paylaşmak istiyordu
1968- 70’li yıllarda Türkiye bir yol ağzına gelmişti 61 Anayasası’nın her görüşün serbestçe ifade edilmesinden yararlanan Marksist-Lenin’ist radikal solcular bir anda legale çıkmışlar, bir yandan YÖN dergisi ve D . Avcıoğlu,Mihri Belli , Aziz Nesin gibi basındaki kalemleriyle,gençlik ve ordu içersinde geniş bir propaganda kampanyası yürütürken, diğer yandan M.Ali Aybar başkanlığında TİP’ni kurarak siyasi alana yönelmişlerdi
68’lerde Fransa ‘da başlayan öğrenci hareketleri, kısa zamanda ideolojik kulvara kaymış, önce FKF’nu ve hemen ardından Dev-Genç çatısı altında silah zoruyla  “Devrim” yapmayı amaçlayan, Kastro ve Che Guevera’yı model alan ‘gerillacı’lığa dönüşmüştü D. Gezmiş ve grubu “kır geriilacılığı’nı, Mahir Çayan  ve ekibi “şehir gerillacılığı” nı seçmişler,El Fetih ile bağlantı kurmuşlar, gruplar halinde Filistin’e gidip eğitim almaya, tepeden tırnağa silahlanıp ülkeye girmeye başlamışlardı.Bazıları yakalansalar da ciddi bir takibat yürütülmediğinden daha da pervasızlaşıyorlardı Ankara’da ODTÜ ile Siyasal Bilgiler ,İstanbul üniversitesi ile İTÜ bu grupların kontrolündeydi İdeolojik eylemlerine katılmayan öğrencilere silahlı saldırılar ve baskılar yapılıyor okula gelmeleri engelleniyordu
Sol faaliyetler Silahlı Kuvvet’lerin içersine sızmış, cuntacılık komutana kademesinden Harp Okulları’na kadar salgın bir hastalık gibi her yeri kaplamıştı 
Ülkücü geçliğin basında, üniversitelerde ve iş çevrelerinde desteği yoktu ;Türkeş ve MH P ‘nin imkanları ise son derece sınırlıydı. Türkeş Beğ, 68 kışında  yakıt alınamadığından  Genel Merkez’de çoğu günler paltosuyla oturmuştu Bazı gençler Kızılay’a kan vererek topladıkları parayı bağış olarak Genel Merkez’e verecek kadar ideallerine bağlıydı Özetle şartlar ne kadar elverişsiz olursa olsun Genel Başkan’nın çevresindeki parti yöneticileri ,milliyetçi camia ve canları pahasına okumaya  çalışan, çoğu Anadolu’nun dar gelirli ailelerinden gelen ülkücü gençler lideri seviyorlar güveniyorlar tam bir tevekkül halinde direniyorlardı
Bu durum iktidarı silahla  ele geçirmekte kararlı olan ,bir çok stratejik kurumda kontrol sağlayan, ordu-gençlik -solcu aydınlar =iktidar formülünü uygulama aşmasına geldiklerine inanan “devrimci “leri çok rahatsız ediyordu.Çünkü Demirel hükümeti yasaları uygulama becerisini kaybetmiş önleri açılmıştı Tek engel konumundaki ülkücüler bertaraf etmeleri gerekiyordu 
Üniversite’ deki başlıca hedeflerinden biri de doğal olarak Yusuf İmamoğlu idi . Karekterlerine yaraşır şekilde alçakca pusu kurdular. Bazı işlemleri için fakülteye gele Yusuf’ un üzerine topluca saldırıp şehit ettiler. 
İmamoğlu , Türk milleti payidar olsun Türkiye’de komünistler egemen olmasın vatan toprağımızda değerlerimizi yaşayalım diyerek canlarını veren  şüheda kervanımıza katılmış oldu İnanıp ima ederiz ki O’nun mekanı diğer şehitlerimizle birlikte cennettir; ruhu şad  olsun , bir kere rahmetle, sevgiyle ve saygıyla anıyoruz.

Yusuf İmamoğlu ülküdaşımız bu günleri görerek 1969 yılında kaleme aldığı şiiri Türk gençliğine hediyesi.

Ülkümüz

Unutturacaklarmış benliğimizi,

Kundaklayacaklarmış kimliğimizi,

Yeniden göstermek için varlığımızı,

Haydi yiğit! Haydi yeni akına!

Ülkümüzün cihan varsın farkına!

Kur’an’a rehber diye sarıldık,

Eğilmedik, düştük öldük, kırıldık,

Ne yazık düşmanı dışta bilirdik,

Haydi yiğit! Haydi yeni akına!

Ülkümüzün cihan varsın farkına!

Elimizi Hak’tan yana açarak,

Zafer ışığını coşup saçarak,

Maziden atiye bir yol açarak,

Haydi yiğit! Haydi yeni akına!

Ülkümüzün cihan varsın farkına!

İmamoğlu getir bu aşkı dile,

Atıver kendini şu coşkun sele,

Kimbilir kaç yürek çarpar seninle,

Haydi yiğit! Haydi yeni akına!

Ülkümüzün cihan varsın farkına!

1969 Yusuf İMAMOĞLU

Kaynak: Türk Yurdu Dergisi 2025, 

DİĞER HABERLER