Aliya İzzetbegoviç’in bir sözü var: “Unutmayın! Unutulanlar (soykırım)tekrarlanır.“ diye. Tekrarlanmaması için unutmayacağız, unutturmayacağız. Ülkemizin, Müslümanların ve insanlığın geleceği için daha çok çalışacağız.
Çok değil, bundan on yıl önce, 15 Temmuz 2016 gecesi FETÖ Terör örgütü tarafından Türkiye’de gerçekleştirilmek istenen ve demokrasinin kalbi TBMM’nin hedef alındığı hain darbe girişiminin arkasında da böylesi sapkın bir zihniyet bulunmaktadır. Bunların emir aldığı ve hayatlarını sürdürdükleri ülke Amerika birleşik devletlerinin yönetiminde ve emrinde hizmet etmektedirler. Türkiye’mizin güçlenmesini büyümesini istemeyen ülkeler PKK ve FETÖ terör örgütlerine hep destek verdiler. Olmayada devam ediyorlar. PKK Türkiyemizi bölmek, parçalamak isterken, FETÖ terör örgütü de, “dinimiz İslamı, güzel Türkçemizi dünyaya yayıyoruz”diyerek propaganda yaptılar. Bunların bu çalışmalarına tanınmış siyasetçilerimiz destek oldular.Dersaneler vesilesiyle milletimizin hem parasını ve çocuklarımızın beyinlerini Allah ile aldatarak çaldılar.
Avrupa’da halen bütün devlet ve şehirlerde, ilçelerinde bu örgütlerin dernekleri halen faal olarak çalışıyorlar. Şehirlerin özel günlerinde çadır kurarak döner takıp, çay kahve satıyor, ekonomik güç elde ediyorlar. PKK ve FETÖ Türk bayrağı yerine kendi sembollerini takıyorlar. Nedense Avrupa devletlerindeki şehirlerimizde hizmet eden cami ve Türk Kültür derneklerimiz, Kültür Ocaklarımız bu günlere katılmıyorlar. Meydanı bu bölücü derneklere bırakıyorlar.
Allah ile Aldatanlara Karşı Uyanık Olalım.
15 Temmuz 2016 gecesi, aziz milletimiz vatanına, bayrağına, demokrasisine ve millî iradeye sahip çıkarak hain darbe girişimini birlik ve beraberlik içerisinde bertaraf etmiş, tüm dünyaya örnek olacak destansı bir mücadele ortaya koymuştur.
Diyanet işleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Hutbe Komisyonu tarafından hazırlanan
“Allah ile Aldatanlara Karşı Uyanık Olalım” başlıklı hutbe Almanya’da Cuma namazında bütün camilerde okundu.
Bundan 10 yıl önce 15 Temmuz 2016 gecesi Hain FETÖ terör örgütü tarafından Türkiye’de gerçekleştirilmek istenen kalkışmaya ışık tutan hutbe Almanya’da camilerimizde Cuma hutbesinde okundu.
Allah ile Aldatanlara karşı uyanık olalım çağrısı yapıldı. Hutbe şöyle devam etti.
Dini istismar eden kişi ve grupların başvurduğu taktik de genellikle budur.
Din, Yüce Allah’ın Rahman sıfatının bir tecellisidir. Rabbimiz, biz kullarını başıboş bırakmamıştır. Din olarak uygun gördüğü ilkeleri kitaplarıyla bildirmiş, peygamberleri aracılığıyla da uygulamalı olarak göstermiştir. Peygamberimizin (s.a.s.) vefatından sonra da konunun uzmanları olan alimler bu mirası gelecek nesillere aktararak insanlığın yolunu aydınlatmıştır. Ancak ne yazık ki, tarih boyunca en çok istismar edilen değerlerin başında ‘din’ gelmiştir. İnsanlık tarihi boyunca, kötü niyetli kişi ve gruplar, dinin insanlar üzerindeki derin etkisini kendi menfaatleri uğruna kullanmaktan çekinmemişlerdir.
Tarih, kendine ilahlık yakıştıran sahte tanrılarla, yalancı peygamberlerle ve ikiyüzlü, sahtekâr din istismarcılarıyla doludur. İnsanın apaçık düşmanı olan şeytan da onu doğru yoldan saptırmak için benzer yöntemlere başvurur. İnsana önden yaklaşır, arkadan yaklaşır, sağdan ve soldan sokulmaya çalışır. Şeytanın insana sağdan yaklaşması, “iyilik” görüntüsü altında kötülüğü telkin etmesi demektir. Bu, onun en sinsi ve en tehlikeli taktiklerinin başında gelir. Dini istismar eden kişi ve grupların başvurduğu taktik de genellikle budur.
Çok değil, bundan on yıl önce, 15 Temmuz 2016 gecesi FETÖ tarafından Türkiye’de gerçekleştirilmek istenen ve demokrasinin kalbi TBMM’nin hedef alındığı hain darbe girişiminin arkasında da böylesi sapkın bir zihniyet bulunmaktadır.
Peki bizler, Hak ailesindenmiş gibi görünen fakat aslında batılın çocukları olan bu grupları nasıl tanıyabiliriz? Bu sorunun cevabını bulmak için tarih boyunca ve günümüzde gözlemlenen bazı ortak özelliklere dikkat etmek gerekir: Bu tür yapılar liderlerine “kutsallık” atfederler. Onların Allah’tan doğrudan emir aldıklarını, rüya ve ilhamlarla yönlendirildiklerini iddia ederler. Uydurma kerametler yayarak insanları kendi peşlerinden sürüklemeye çalışırlar. Müntesiplerini akıldan ve sorgulamadan uzak tutarak, kendi otoritelerini sağlamlaştırmak isterler. Kendilerine körü körüne itaat edilmesini beklerler. Kendi grubu haricindeki diğer Müslümanları dışlarlar. Kendilerini dinin sahibi görür, kendilerine uymayanları ise din dışı kabul ederler.
Tarih, ders alınmadığında tekrar eder.
Benzer sıkıntı ve acıları yeniden yaşamamak için dikkatli ve uyanık olalım. Dinimizi sağlam kaynaklardan öğrenelim. Mutlak otorite yalnızca Yüce Allah’a aittir; hiçbir şahsı sorgusuz sualsiz gözümüzde büyütüp yüceltmeyelim. Gerçek İslâm, açıktır, şeffaftır; bu nedenle gizli yapılanmalardan ve kapalı gruplardan uzak duralım ve onlara karşı son derece dikkatli olalım. Aklımızı ve irademizi kimseye teslim etmeyelim. Güzel dinimizi çirkin emellerine alet etmek isteyenlere fırsat vermeyelim. Peygamberimizin şu hadisini de asla ve asla unutmayalım: “Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir; ona ihanet etmez, ona yalan söylemez, onu yüzüstü bırakmaz. Her Müslüman’ın ırzı, malı ve kanı bir diğer Müslüman için dokunulmazdır.”
Hutbeye son verirken, hain darbe girişiminin yıldönümünde, insan hak ve özgürlüklerini korumak, demokrasi ve milli iradeye sahip çıkmak uğruna hayatını feda eden bütün şehitlerimize bir kez daha Yüce Rabbimden rahmet, gazilerimize sağlıklı, bereketli ve hayırlı ömürler niyaz ediyoruz”
Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensuplarınca 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla meydanları dolduran milletin direnişi, vatansever güvenlik güçlerinin mücadelesiyle 253 vatandaşın şehit olduğu kalkışma 21 saatte bastırıldı.
Şehitlerimize Allahtan rahmet, Gazilerimize sağlık ve afiyetlerle diliyorum.
Ne mutlu şehidini unutmayanlara…
Ne mutlu vefayı yaşatanlara…
Ne mutlu büyük Türk milletine.
Doğan Tufan
Fotoğraf: Aktüel Dergi Arşiv
