CDU´nun son parti kongresinde Alman vatandaşlığına geçiş şartlarının yeniden zorlaştırılması yönünde karar alınması, bu partinin Almanya’daki göç gerçekliğini hâlâ yeterince görmediği anlamına gelmektedir. CDU Parti Kurultayı’nda delegelerin Alman vatandaşlığına geçiş süresinin yeniden 8 yıla çıkarılmasını kabul etmesi bunun en açık göstergesidir.
CDU, Alman vatandaşlığına geçiş süresi için 5 yıl yerine 8 yılı önerirken bunu uyumla açıklamıştır. Yani 5 yılda insanların yeterince uyum sağlayamayacağı gerekçesiyle sürenin 8 yıla çıkarılması istenmiştir. Görünen o ki bazı CDU’lularda, sanki şu anda yürürlükte olan uygulamada göçmenler yeterince uyum sağlamadan Alman vatandaşlığına geçiyormuş gibi yanlış bir algı mevcuttur.
Hâlbuki bu konuda yasal düzenleme çok açıktır: Almanya’da çalışıp vergi veren, Almanca dil yeterliliğini ispat eden, anayasal düzene, demokratik ve hukuk devletine bağlılığını ortaya koyan göçmenler 5 yıl sonra Alman vatandaşlığına başvurma hakkı elde etmektedir. Topluma uyum sağlamış, vergisini ödeyen ve Almanya’nın demokratik hukuk düzenini kabul eden bu insanları daha fazla bekleterek belirli haklardan mahrum bırakmanın hukuk devletinde haklı bir gerekçesi olamaz.
Ek olarak entegrasyon meselesini yalnızca bekleme süresi üzerinden tanımlamak eksik ve indirgemeci bir yaklaşımdır. Uyum; takvimle değil, nitelikli kriterlerle ölçülür. Dil yeterliliği, ekonomik katılım, anayasal değerlere bağlılık, toplumsal sorumluluk ve sosyal hayata aktif katılım zaten sistemin temel unsurlarıdır. Süreyi uzatmak, bu kriterleri güçlendirmediği sürece entegrasyonu derinleştirmez.
Öte yandan ülkemizdeki demografik gelişmeler ve ekonomi uzmanlarının yıllardır dile getirdiği, özellikle bazı sektörlerdeki kalifiye eleman açığı göz önünde bulundurulduğunda, Alman vatandaşlık yasasındaki güncel düzenlemenin ne kadar gerekli olduğu ortaya çıkmaktadır. Ülkemizin yurt dışından aradığı kalifiye göçmenler ancak kendisine ve ailesine gelecek perspektifi sunan bir ülkeyi tercih ederler.
Zaten bilindiği gibi yakın zamanda vatandaşlık sistemi yeniden düzenlenmiş, istisnai 3 yıllık uygulama kaldırılmış ve daha dengeli bir yapı oluşturularak genel başvuru süresi 5 yıl olarak belirlenmiştir. Bu düzenlemeler henüz uygulamada yerleşmeden sürenin yeniden tartışmaya açılması, hukuki güvenlik ilkesini zedeleme riski taşımaktadır. İnsanlar hayat planlarını yürürlükteki hukuka göre yapar. Vatandaşlık gibi temel bir statü alanında kuralların kısa aralıklarla değiştirilmesi devlete duyulan güveni zedeler. Tartışmayı süreler üzerinden değil, standartlar ve nitelikler üzerinden yürütmek gerekir.
