Sağlık sektörünün güçlü kalemi Melek Armutçi yazdı: Göçmenlerin Alman sağlık sisteminde karşılaştıkları zorluklar

von Aytürk
A+A-
Reset

Almanya, dünyanın en güçlü sağlık sistemlerinden birine sahip ülkelerden biri olarak gösterili yor. Modern hastaneler, ileri teknoloji, nitelikli sağlık personeli ve kapsamlı sağlık sigortası sistemiyle birçok ülkeye örnek oluyor. Ancak bu güçlü sistemin içinde yaşayan milyonlarca göçmen için sağlık hizmetlerine erişim her zaman beklenildiği kadar kolay olmayabiliyor.

Bugün Almanya’da yaklaşık 24 milyon göçmen kökenli insan yaşıyor. Bu nüfusun önemli bir bölümünü ise Türkiye kökenliler oluşturuyor. Sağlık sistemi herkese eşit hizmet sunmayı hedeflese de uygulamada dil, kültür ve bilgi eksikliği gibi nedenlerle göçmenler çeşitli engellerle karşılaşabiliyor.

En büyük sorunların başında dil geliyor. Günlük Almanca konuşabilen birçok kişi bile sağlık söz konusu olduğunda kendini ifade etmekte zorlanabiliyor. Tıbbi terimler, teşhisler, tedavi seçenekleri ve ilaç kullanımı yanlış anlaşıldığında bunun doğrudan sağlık üzerinde olumsuz sonuçları olabiliyor. Özellikle yaşlı göçmenler için bu durum daha da belirgin hale geliyor.

Bir diğer önemli konu ise sağlık sisteminin işleyişini yeterince bilme mek. Almanya’da aile hekimi (Hausarzt), uzman doktor sevk sistemi, acil servislerin kullanım kuralları ve sağlık sigortasının sunduğu haklar birçok yeni göçmen için karmaşık görünebiliyor. Bazı hastalar gereksiz yere acil servislere başvururken, bazıları ise tedavisini uzun süre erteleyebiliyor.

Kültürel farklılıklar da göz ardı edilmemesi gereken bir konu. Hastanın hastalığa bakış açısı, mahremiyet anlayışı, ağrıya yaklaşımı veya tedavi beklentisi sağlık çalışanlarının yaklaşımıyla her zaman örtüşmeyebiliyor. Özellikle kadın hastaların kadın doktor talep etmesi veya ruh sağlığı konusunda yardım aramaktan çekinmesi gibi durumlar tedavi sürecini etkileyebiliyor.

Son yıllarda psikolojik sağlık hizmetlerine olan ihtiyaç da önemli ölçüde arttı. Göç, savaş, ayrılık, yalnızlık ve uyum süreci birçok insanın ruh sağlığını etkiliyor. Buna rağmen dil engeli ve uzun bekleme süreleri nedeniyle psikoterapi hizmetlerine ulaşmak göçmenler için hâlâ önemli bir sorun olmaya devam ediyor.

Elbette olumlu gelişmeler de var. Birçok hastane ve sağlık merkezi artık farklı dillerde bilgilendirme materyalleri hazırlıyor. Bazı kurumlarda profesyonel tercüman desteği sunuluyor ve kültürlerarası sağlık hizmetleri konusunda sağlık çalışanlarına eğitimler veriliyor. Dijital sağlık uygulamaları da hastaların bilgiye daha kolay ulaşmasına katkı sağlıyor.

Ancak yapılması gerekenler bununla sınırlı değil. Sağlık okuryazarlığının artırılması, çok dilli bilgilendirme hizmetlerinin yaygınlaştırıl ması ve kültürel farklılıklara duyarlı sağlık politikalarının geliştirilmesi, hem hastaların hem de sağlık çalışanlarının işini kolaylaştıracaktır.

Sağlık hizmeti yalnızca hastalığın tedavi edilmesi değildir. Aynı zamanda kişinin kendini anlaşılmış, güvende ve değerli hissetmesidir. Almanya’nın güçlü sağlık sistemi, göçmenlerin ihtiyaçlarını daha fazla dikkate aldığında hem toplum sağlığı güçlenecek hem de sağlıkta fırsat eşitliği hedefine bir adım daha yaklaşılmış olacaktır.

DİĞER HABERLER