İnoğlu Holding CEO’su Hakan İnoğlu yazdı: Başarı sabırla gelir, panikle değil…

von Aytürk
A+A-
Reset

Dünya Şampiyonası heyecanı hızla sona yaklaşırken, ne yazık ki Türkiye olarak arzu ettiğimiz başarıya ulaşamadık. Elbette bu sonuç hepimizi üzdü. Ancak sahaya çıkan milli futbolcularımızın ortaya koyduğu mücadeleyi de görmezden gelmemek gerekir. Ay-yıldızlı formayı taşıyan gençlerimiz büyük bir özveriyle mücadele etti. Oyunun birçok bölümünde rakiplerinden üstün bir performans sergilemelerine rağmen, futbolun en önemli gerçeği olan gol yollarındaki etkinliği sağlayamadılar. İşte üzerinde durulması gereken konu da tam olarak budur. Duygusal tepkiler vermek yerine eksiklerimizi masaya yatırmalı, bilimsel yöntemlerle analiz etmeli ve geleceğe yönelik doğru adımları atmalıyız.

İş insanı olarak yıllardır şirketler grubunda yönetim anlayışıyla çalışan, sebep-sonuç ilişkisini dikkatle analiz eden biriyim. Başarının tesadüf olmadığını, başarısızlığın ise çoğu zaman doğru değerlendirilmesi gereken bir süreç olduğunu çok iyi biliyorum. Eğer bugün büyük övgülerle göreve getirdiğiniz insanları, ilk başarısızlıkta kapının önüne koymayı konuşuyorsanız, orada sistemsel bir problem var demektir. Kurumlar istikrarla büyür; sürekli değişimle değil.

Bazı çevrelerin, kısa süre öncesine kadar göklere çıkardıkları teknik direktör Vincenzo Montella için „hemen gönderilmeli“ çağrısı yapmalarını doğru bulmuyorum. Avrupa Şampiyonası’nda milli takımımıza önemli başarılar yaşatan, genç oyuncularımıza güven veren ve Türk futboluna yeni bir anlayış kazandırmaya çalışan bir teknik adamın, birkaç olumsuz sonucun ardından hedef hâline getirilmesi sağlıklı bir yaklaşım değildir.

Daha da üzücü olan ise futbol bilgisi sınırlı olan birçok kişinin, son derece kesin hükümler vererek kamuoyunu yönlendirmeye çalışmasıdır. „Türkçe bilmiyor“, „hemen gitsin“ gibi söylemler, futbolun gerçekleriyle bağdaşmayan popülist değerlendirmelerden öteye geçmemektedir. Oysa futbol; duygularla değil, bilgi, analiz, planlama ve sabırla yönetilen bir alandır.

Karaman yöremizde çok güzel bir atasözü vardır: „Horozu çok olan köyün sabahı geç olur.“ Maalesef biz de zaman zaman tam olarak bunu yaşıyoruz. Herkes konuşuyor, herkes fikir yürütüyor. Elbette eleştiri demokratik toplumların vazgeçilmezidir. Ancak eleştirinin de bilgiye, birikime ve sorumluluğa dayanması gerekir. Bilmeyenin değil, bilenin konuştuğu bir ortam oluşturabilirsek hem sporumuz hem de ülkemiz bundan büyük kazanç sağlayacaktır.

Milli takımın aldığı sonuçlar hepimizi üzmüştür. Takımın geleceği hakkında karar verecek olanlar sosyal medya kullanıcıları ya da günlük yorumcular değil; Türkiye Futbol Federasyonu ve futbolun gerçek otoriteleridir. En doğru davranış, hemen hüküm vermek yerine sabırla beklemek, süreci sağduyu ile değerlendirmek ve geleceğe güvenle bakabilmektir. Büyük başarılar, günü kurtaran kararlarla değil; uzun vadeli planlama, istikrar ve ortak akılla elde edilir. Türkiye’nin ihtiyacı olan da tam olarak budur.

Milli takımın oyun anlayışı ve bundan sonra yapılması gerekenler konusunda karar verecek olan halk değil, futbolun gerçek otoriteleridir. Herkes düşüncesini ifade edebilir, eleştirisini dile getirebilir. Ancak eleştiriyi yargılamaya, peşin hüküm vermeye ve infaz kültürüne dönüştürmekten kaçınmalıyız. Unutmamalıyız ki, başarı sabırla gelir, panikle değil.

DİĞER HABERLER