Küçük bavullarla başlayan 65 yıllık yolculuk
Tam 65 yıl önce, 30 Ekim 1961 tarihinde Türkiye ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında imzalanan İş Gücü Anlaşması, yalnızca iki ülkenin ekonomik ilişkilerinde değil, milyonlarca insanın hayatında da yeni bir dönemin başlangıcı oldu.
O yıllarda Almanya’nın hızla büyüyen sanayisi iş gücüne ihtiyaç duyarken, Türkiye’den binlerce insan daha iyi bir gelecek umuduyla Avrupa’nın yolunu tuttu. Ellerinde küçük bavulları, ceplerinde sınırlı paraları ve yüreklerinde memleket hasretiyle yola çıkan bu insanların büyük bölümü, birkaç yıl çalıştıktan sonra ülkelerine dönmeyi planlıyordu.
Ancak hayatın akışı farklı gelişti. Önce işçiler geldi, ardından eşler ve çocuklar aile birleşimi yoluyla Almanya’ya yerleşti. Birinci neslin ardından ikinci ve üçüncü kuşaklar yetişti. Bugün dördüncü nesil hayatın içinde yerini alırken, bazı ailelerde beşinci kuşağın ilk temsilcileri de dünyaya gelmeye başladı.
Bir zamanlar geçici iş gücü olarak görülen Türkler, artık Almanya’nın ekonomik, sosyal ve kültürel hayatının ayrılmaz bir parçası hâline geldi.
Almanya’nın ekonomik kalkınmasında Türk işçilerinin emeği
1960’lı yıllarda Türkiye’den gelen işçiler özellikle madencilik, demir-çelik, otomotiv, makine sanayisi, inşaat ve hizmet sektörlerinde çalıştı. Fabrikaların üretim bantlarında, maden ocaklarında ve sanayi tesislerinde ağır şartlar altında çalışan ilk nesil, Almanya’nın savaş sonrası ekonomik büyümesine önemli katkılarda bulundu.
Alman Federal Hükümetinin 65. yıl dolayısıyla yayımladığı bilgilere göre, 1973 yılına kadar Türkiye’den Almanya’ya yaklaşık 870 bin kişi geldi. Aynı dönemde yaklaşık yarım milyon kişi Türkiye’ye geri döndü. İşçi alımının durdurulmasının ardından ise aile birleşimleri ve kalıcı yerleşim süreci göçün yapısını değiştirdi. Bundesregierung+1
İlk neslin en büyük fedakârlıklarından biri, kendi hayatlarını çoğu zaman ikinci plana atarak çocuklarının geleceğini düşünmeleriydi. Uzun çalışma saatleri, dil engelleri, dar işçi yurtları ve memleket özlemi, onların hayatının bir parçasıydı.
Bugün Almanya’da yetişen Türk kökenli doktorların, mühendislerin, akademisyenlerin, girişimcilerin, sanatçıların ve siyasetçilerin başarılarının temelinde, bu ilk kuşağın emeği ve fedakârlıkları bulunuyor.
Almanya’da üç milyondan fazla Türk kökenli insan yaşıyor
65 yılın sonunda Türk toplumu, Almanya’nın en köklü göçmen topluluklarından biri hâline geldi.
Federal Hükümetin Ekim 2026’da yaptığı açıklamaya göre Almanya’da bugün Türk göç geçmişine sahip üç milyondan fazla insan yaşıyor. Bundesregierung
Alman vatandaşlığına geçişlerde de önemli bir artış yaşanıyor. Federal İstatistik Dairesinin verilerine göre 2025 yılında yaklaşık 34 bin 100 Türk vatandaşı Alman vatandaşlığına geçti. Bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 51’lik artış anlamına geliyor. Statistisches Bundesamt
Türk kökenli nüfus artık yalnızca işçi kimliğiyle değil; işveren, yatırımcı, akademisyen, eğitimci, sanatçı ve toplumun farklı alanlarında sorumluluk üstlenen bireyler olarak da öne çıkıyor.
Bununla birlikte eğitimde fırsat eşitliği, toplumsal katılım, ayrımcılık, ırkçılık ve kuşaklar arasındaki kültürel farklılıklar, Türk toplumunun gündemindeki önemli konular olmayı sürdürüyor.
Almanya Başbakanı Merz’den ilk nesle teşekkür
65. yıl dönümü dolayısıyla Almanya’da da önemli anma etkinlikleri gerçekleştiriliyor.
20 Ekim 2026 tarihinde Berlin’de düzenlenen törende konuşan Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Türkiye’den gelen işçilerin Almanya’nın ekonomik ve kültürel gelişimine katkılarını vurguladı.
Merz, ilk neslin Alman sanayisinin gelişmesinde önemli rol oynadığını belirterek göçmenlerin zaman içerisinde Almanya toplumunun kalıcı üyeleri hâline geldiklerini ifade etti. Almanya’nın bugün de nitelikli iş gücüne ihtiyaç duyduğuna dikkat çekti. Bundesregierung
IGMG Genel Başkanı Kemal Ergün: İlk nesil yalnızca iş gücü getirmedi
İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Genel Başkanı Kemal Ergün de 26 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, Türkiye’den gelen ilk neslin Almanya’nın ekonomik kalkınmasının yanı sıra dinî ve toplumsal hayatına da önemli katkılar sağladığını belirtti.
Ergün, işçilerin beraberlerinde yalnızca çalışma güçlerini değil, inançlarını, geleneklerini, dayanışma kültürlerini ve aile değerlerini de getirdiklerini ifade etti.
İlk yıllarda işçi yurtlarında ve küçük odalarda başlayan ibadet ve buluşmaların zamanla derneklere, camilere ve geniş toplumsal kuruluşlara dönüştüğünü hatırlatan Ergün, IGMG’nin tarihinin de bu ilk neslin girişimleriyle yakından bağlantılı olduğunu söyledi.
IGMG’nin kurumsal gelişiminde 1960’lı yıllardan itibaren kurulan derneklerin önemli rol oynadığını belirten Ergün, bugün camilerin yalnızca ibadet mekânı değil, aynı zamanda eğitim, dayanışma ve toplumsal buluşma merkezleri hâline geldiğini vurguladı.
Ergün, ilk neslin bıraktığı mirasın genç kuşaklara aktarılmasının ve toplumun farklı kesimleriyle ilişkilerin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Aynı Zamanda IGMG’nin de Tarihi
Ankara’da 65. yıl buluşması: Birlikte Geleceğe
65. yıl dönümü etkinliklerinin önemli adreslerinden biri de Ankara olacak.
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), 30 Ekim 2026 Cuma günü Türkiye ile Almanya arasında imzalanan İş Gücü Anlaşması’nın 65. yılını “Birlikte Geleceğe” temasıyla düzenleyeceği özel bir programla anacak.
Paylaşılan program duyurusuna göre etkinliğe Almanya’daki Türk toplumunun temsilcileri, milletvekilleri, akademisyenler ve farklı meslek alanlarında başarılar elde etmiş isimler katılacak.
Programın dikkat çeken konukları arasında, 1993 yılında Solingen’de gerçekleştirilen ırkçı kundaklama saldırısında ailesinden beş kişiyi kaybeden ve hayatı boyunca barış ile toplumsal uzlaşmanın sembollerinden biri olan merhume Mevlüde Genç’in ailesi de bulunacak.
Etkinlik kapsamında ilk neslin Almanya’ya yolculuğundan günümüzün aile hayatına, kültürel gelişmelerden ekonomik başarılara kadar uzanan 65 yıllık tarih özel bir sergiyle ziyaretçilere sunulacak.
Zaman tüneli, belgesel gösterimi ve müzik dinletisinin ardından gerçekleştirilecek “Birlikte Geleceğe” panelinde ise Almanya’daki Türk toplumunun bugünü ve gelecek perspektifi ele alınacak.
Program sonunda katılımcılara, 65 yıllık ortak geçmişin sembolü olarak hazırlanan hatıra pasaportları takdim edilmesi planlanıyor.
Program bilgileri
30 Ekim 2026 Cuma, saat 15.00
YTB Rumeli Kültür Sanat Salonu, Oğuzlar Mahallesi, Mevlana Bulvarı No. 145, Balgat/AnkaraEtkinlik ayrıntıları paylaşılan YTB program duyurusuna dayanmaktadır.
Dört nesil, iki ülke ve ortak bir gelecek
Türklerin Almanya’ya göçünün 65. yılı, yalnızca geçmişi hatırlamak için değil, gelecek nesillere bırakılacak tarihî mirası değerlendirmek açısından da büyük önem taşıyor.
Birinci nesil ağır çalışma şartlarında ekonomik temelleri attı. İkinci nesil ailelerin kalıcı yerleşiminde, eğitim ve sosyal hayata katılımında önemli rol oynadı. Üçüncü nesil meslek, bilim, sanat ve girişimcilik alanlarında daha görünür hâle geldi. Dördüncü nesil ise artık Almanya’yı doğup büyüdüğü ülke olarak tanıyor ve geleceğini büyük ölçüde burada şekillendiriyor.
Ancak bu 65 yıllık tarihin henüz yeterince anlatılmamış yönleri bulunuyor. İlk neslin aile albümlerinde saklanan fotoğraflar, eski mektuplar, işçi kimlikleri, yolculuk belgeleri ve kişisel hatıralar, Almanya’daki Türk toplumunun ortak hafızasını oluşturuyor.
Bu belgelerin korunması, tarihî araştırmalarla değerlendirilmesi ve genç kuşaklara aktarılması, önümüzdeki yılların önemli kültürel sorumluluklarından biri olacak.
Çünkü 65 yıl önce Almanya’ya gelen insanlar yalnızca fabrikalarda çalışmadılar. Yeni aileler kurdular, çocuklar yetiştirdiler, şehirlerin ekonomik ve toplumsal gelişimine katıldılar ve iki ülke arasında kalıcı insani bağların oluşmasına katkı sağladılar.
Bugün artık şu gerçeği görmek gerekiyor: Türklerin Almanya’daki 65 yıllık tarihi, yalnızca bir göç hikâyesi değil, aynı zamanda Almanya’nın son 65 yıllık tarihinin de ayrılmaz bir parçasıdır.
Bir ömür önce küçük bavullarla başlayan bu yolculuk, bugün dört neslin hatıraları, başarıları, mücadeleleri ve umutlarıyla yaşamaya devam ediyor.
