Aytürk

Aytürk

Avrupa Türkleri ile 2000 yılından beri beraberiz. Türk toplumunun gelişme sürecinden sürekli haberdar olmak için bizi takip edin...

Bayerns Innenminister Joachim Herrmann bei der Katastrophen- und Zivilschutzübung der Malteser Bayern: "Gemeinsame Übungen stärken Zusammenarbeit aller Akteure im Katastrophen- und Zivilschutz" - Freistaat investiert weiter kräftig in Katastrophenschutz

 

 Bayerns Innenminister Joachim Herrmann hat heute die Katastrophen- und Zivilschutzübung des Malteserhilfsdienstes Bayern in Münchsmünster besucht und an einem Expertenaustausch zur Zukunft des Bevölkerungsschutzes teilgenommen. "Gemeinsame Übungen stärken die organisationsübergreifenden Zusammenarbeit aller Akteure im Katastrophen- und Zivilschutz. Sie bieten die Möglichkeit zur konkreten Vorbereitung auf Einsatzlagen und das Trainieren von Abläufen. Zudem fördern sie den so wichtigen Austausch unter den Einsatzkräften, was im Ernstfall der Schlüssel zum Erfolg ist", betonte Herrmann. 

Mit der diesjährigen Malteser-Übung, an der knapp 500 Personen beteiligt waren, konnten die bestehenden Konzepte für die bayerischen Hilfeleistungskontingente im Sanitätsdienst und die des Bundes für die Medical Task Force getestet werden, um daraus Erkenntnisse für das weitere Vorgehen zu gewinnen. Diese werden nach Herrmanns Worten dann auch in die weitere Umsetzung des 'Konzepts Katastrophenschutz Bayern 2025' einfließen. "Das ist für uns sehr wertvoll, denn wir wollen uns zukunftsfähig aufstellen. Dazu gilt es, kontinuierlich Verbesserungspotentiale zu erkennen und Strukturen an aktuelle Bedürfnisse anzupassen", bekräftigte der bayerische Innenminister. "Wir entwickeln unser starkes und leistungsfähiges Gefahrenabwehr- und Hilfeleistungssystem im Freistaat kontinuierlich weiter."

Um ideale Voraussetzungen für die Einsatzkräfte in Bayern zu schaffen, investiere der Freistaat – anders als der Bund – auch kräftig in den Katastrophenschutz. Insgesamt 88 Millionen Euro wurden etwa in den Jahren 2019 bis 2023 für das Sonderinvestitionsprogramm Katastrophenschutz Bayern 2030 bereitgestellt. "Diesen Weg setzen wir weiter fort. Die Bayerische Staatsregierung hat mit dem Entwurf des Doppelhaushalts 2024/2025 eine Bereitstellung von 80 Millionen Euro für das Sonderinvestitionsprogramm vorgeschlagen. 23 Millionen Euro hiervon entfallen auf das Bayerische Zentrum für besondere Einsatzlagen in Windischeschenbach. Das zeigt: Wir versprechen nicht nur, wir handeln auch", so der Minister.

Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne (DİTİB) bağlı Yunus Emre Camii’de, Cuma günleri ezan okunması için imzalanan protokolün ardından bugün ilk defa açıktan ezan okundu.

Krefeld kentinde ezanın açıktan okunmasına bugün kılınan Cuma namazıyla birlikte başlandı. Krefeld Belediye Başkanı Frank Meyer ile yapılan protokole bağlı olarak artık bundan sonra her Cuma günü açıktan ezan okunacak.

 

Krefeld Belediye Başkanı Frank Meyer’ın makamında Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne (DİTİB) bağlı Krefeld Yunus Emre Camii dernek başkanı Adem Cankur, başkan yardımcısı Mehmet Demir, din görevlisi Arif Keskin ve Müslümanlar Birliği Başkanı Tufan Ünal katılımı ile protokol imzalanmış ve bugün için açıktan ezan okunacağı duyurulmuştu.

Minareden canlı olarak ezan okumanın sevincini ve mutluluğunu yaşayan Krefeld DİTİB Yunus Emre Camii din görevlisi Arif Keskin de, “Bugün minareden ezan okumanın heyecanını ve mutluluğunu yaşamak gerçekten bizleri çok onurlandırdı, şereflendirdi. Rabbim inşallah diğer camilerimizde de aynı şekilde bu mutluluğu yaşamayı nasip eylesin” dedi.

 

Krefeld DİTİB Yunus Emre Camii’nde açıktan ilk Cuma Namazı ezanı 3 Mayıs tarihinde din görevlisi Arif Keskin tarafından okundu. Cuma namazı için büyük bir kalabalık toplandı ve caminin avlusunda ezanın okunuşunu beraber dinledi. Ezanı balkonlarından takip eden komşular ve yoldan geçen insanlar da ilgiyle takip etti.

Açıktan okunan ezanı dinlemeye ve izlemeye gelen Krefeld’de yaşayan Müslümanlar, ezan okunmasından dolayı yaşadıkları sevinci ifade ederek, Krefeld Belediye Başkanı Frank Meyer’e teşekkür etti.

Krefeld DİTİB Yunus Emre Camii’nde cuma günleri açıktan ezan okunmasına ilişkin açıklama yapan dernek başkanı Adem Cankur, bu gün Krefeld için ve kentte yaşayan Müslümanlar için tarihi bir gün vurgusu yaparak, imzalanan protokolle Ezanı Muhammedi’nin bugünden itibaren her Cuma minaremizden açıktan okunacak olmasını sevinç ve memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.

 

Müslümanlar Almanya’nın parçasıdır, tartışmalarının yaşandığı bu süreçte camilerde ezanın açıktan okunmasının çok anlamlı olduğunu ifade eden Cankur, “Belediye Başkanı Meyer’in ‘İslamiyet Krefel’de aitdir’ demesi ve diğer dinlerin haklarının olduğu gibi, Müslümanların da haklarını göz önünde bulundurduklarını ifade etmesi bizleri ziyadesiyle mutlu etmiştir. Bu aynı zamanda Almanya’da 60 yılı aşkın yaşayan Müslümanların Alman toplumunun doğal bir parçası olduğunu, bizlerin buraya ait olduğumuzun bir ifadesidir. Bu gün özel zamanlardan birini yaşadık, okunan Ezanı Muhammediye buraya ait olmamızı hissetmenin ve hüsnü kabulün göstergesidir. Kentimizde bu güzel toplumsal hoşgörü başlangıcı birlikte yaşama kültürünün bundan sonra da devam etmesi ve tüm Almanya ve Avrupa’da örnek olmasıdır” dedi.

 

İmzalanan bu protokolün aynı zamanda 40’ıncı kuruluş yıl dönümünü kutlanan Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne de güzel bir jest olduğunu belirten başkan Cankur, “Bu vesileyle başta Krefeld Belediye Başkanı Frank Meyer olmak üzere, bizlere her fırsatta destek olan DİTİB Genel Başkanı Dr. Muharrem Kuzey’e, Müslümanlar Birliği Başkanı Tufan Ünal’a ve kentimizin sakinlerine, emeği geçen, destek veren herkese cemaatimiz adına teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum. Bu uygulamanın Krefeld şehrimize tüm Almanya’ya hayırlar getirmesini diliyorum” diye konuştu.

 

Tarihi ana şahit eden DİTİB Düsseldorf Dini Danışma Kurulu Başkanı Ramazan Tupal ile Krefeld Yunus Emre Camii Onursal Başkanı ve Genel Merkez yönetim kurulu üyesi Kenan Kiraz’da mutluluklarını ifade ederek, belediye başkanı Meyer’e ve yerel yetkililere teşekkür etti.

 

 

 

 

 

 

 

Uzun yıllardan beri Almanya’da yaşayan kültür tarihçisi Dr. Latif Çelik bir dizi konferans ve bilimsel etkinlik için geldiği Türkiye ziyaretinde, Pozantı belediyesinin yeni başkanı Ali Avan’ı ziyaret edip başarılar dilerken son eserini takdim etti.

Belediye başkanı Ali Avan tarafından karşılanan kültür tarihçisi Dr. Latif Çelik, “Türk-Alman İlişkileri açısından önemli bir kültürel miras ve tarih havzası olan bölgenin turizm açısından layıkı ile değerlendirilmesi Türkiye için çok önemli bir gelişmedir. Pozantı’nın yeni başkanı Ali Avan beyin de bir turizmci olarak bölgeye bizim düşündüklerimizden çok daha ileri boyutlarda önem atfedeceğine inanarak yeni görevinde başarılar diliyorum” şeklinde konuştu.

Pozantı’nın yeni Belediye Başkanı Ali Avan ise yaptığı açıklamada, “Şehrimize hizmet çıtasını daha yukarılara çıkarabilmek adına içeride temizlik, düzen, bakım ve koordinasyonu sağlarken dışarıya karşı tanıtımlara hız vererek Pozantı‘nın tanınırlık oranını daha da artırmak istiyoruz. Çalışmalarını yakından takip ettiğimiz değerli bilim insanı hemşerimiz Dr. Latif Çelik’in kültür tarihi vizyonu ve Türk-Alman ilişkileri alanındaki çok sayıda eseri bizim için de ciddi bir motivasyondur. Almanya’daki kardeş şehrimiz Margetshöchheim delegasyonunu en kısa zamanda Pozantı’da misafir ederek bölgemizdeki Alman kültür izlerini kendilerine detaylıca göstermek isteriz. Burada iki milletin dostluk tarihinin devasa izleri var. İnsanlık bunu bilmeli ve Pozantımızı daha çok tanımalı” şeklinde ziyaretten memnuniyetini belirtti. 

Misafir Dr. Latif Çelik Almanya Türkleri arasında en çok okunan belgesel niteliğindeki kültür tarihi eserlerinden biri olan “60. Yılında Almanya Türkleri” adlı kitabını Başkan Ali Avan’a hediye etti.

 

Islamic Relief, Hayırseverlerin kurbanlarını dünyanın dört bir yanındaki muhtaç ve  ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor. Müslümanların en önemli ibadetlerinden olan Kurban bağışları dünyanın coğrafyalarındaki mazlum ve muhtaçların da en önemli ümidi konumuna geldi.

 

Enerji ve gıda fiyatlarının hızla yükselmesiyle birlikte, giderek daha fazla insan yoksulluğa sürükleniyor. Birleşmiş Milletler'in tahminlerine göre, pandeminin başından bu yana 100 milyondan fazla insan aşırı yoksulluğa itilmiş olabilir. Ancak yardımseverler vicdanlarının sesini dinlediği sürece, muhtaçlara uzanan yardım elleri ise hiç bir zaman yok olmayacak.

 

Islamic Relief  Başkan yardımcısı Nuri Köseli, “Müslümanların kurban bağışları ile dünyanın en ücra köşesindeki mazlumların uzun yıllardan bu yana yardımına koşan Islamic Relief ile hem hayır işleyip hem de ibadetlerini yerine getirmenin mutluluğunu duyacaklardır. Yardım ve bağışların ise en alttakilere ulaştığını görerek mutlu olacaklardır” şeklinde konuşarak konu ile ilgili olarak Ayhaber'e açıklamalarda bulundu.

 

Köseli açıklamalarında, “Aşırı yoksulluk içinde yaşayan toplam insan sayısı bu yıl hızla 1 milyar sınırına doğru yükselmektedir. Düşen sıcaklıklar ve sert hava koşulları, bu insanlar için her zamankinden daha büyük bir hayatta kalma mücadelesini beraberinde getiriyor. Yiyecek, sıcaklık ve güvenlik için verilen mücadele, kış mevsiminde artan zorluklarla daha da yoğunlaşıyor. Devam eden savaş ve olumsuzlukları da eklediğinizde yardıma muhtaçların sayısı beklenenden daha hızlı bir şekilde artmaktadır. Bütün bu olumsuzluklardan sonra, toplumlar arasındaki dayanışmanın ve yardımlaşmanın önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve bireyler, bu zorlu şartlarda hayatta kalmak için çaba sarf edenlere destek olmak adına bir araya gelmelidir” şeklinde konuştu.

 

Özellikle aşırı yoksullukla mücadelede acil tedbirler alınmalı ve sürdürülebilir çözümler bulunmalıdır diyen Nuri Köseli, “İnsanların temel ihtiyaçlarına erişimlerini sağlamak, barınma koşullarını iyileştirmek ve gıda güvenliği önlemlerini artırmak, kışın karşılaşılan zorlukların üstesinden gelmede kritik öneme sahiptir. Aylarca evinin mutfağına et girmeyen annenin ızdırabını ne söz, ne de yazı ile anlatmak mümkündür.  Ancak onlara destek olmak ise biz insanların küresel bir sorumluluğudur. Zor şartlardaki bu insanlara destek olmak hepimiz adına insani ve vicdani bir sorumluluktur. Kurbanlarını Islamic Relief‘ üzerinden muhtaçlara ulaşmasını isteyenlerin sevaplarını ise yardımseverler ve Müslümanlar zaten farkediyorlar” dedi.

 

Islamic Relief, Müslümanların kurban bağışlarını bekliyor

 

Islamic Relief, dünya genelindeki sadık ve merhametli hayırseverlerin katkılarıyla, 27 yılı aşkın bir süredir binlerce ihtiyaç sahibine zor dönemi atlatabilmeleri için yardım eli uzatıyor.

Geçtiğimiz yıl, 20’den fazla ülkede toplam 500 bine yakın muhtaç insana ulaşarak kurban, kış yardımı paketleri, eğitim yardımları dağıtan Islamic Relief, bu yıl daha da büyüyerek çok daha fazla ülkeye kurban yardımları ulaştırmazı hedefliyor.

 

Ayhaber ve Birlik Gazetesi’ne yaptığı açıklamaların bağışçılar arasında büyük ilgi gördüğünü belirten Nuri Köseli son olarak, “Yardımsever vatandaşlarımız öncelikle empati yapmalı. Allah kimseyi muhtaç ve mazlum durumuna düşürmesin. Özellikle bu yıl, daha fazla insanın yardıma ihtiyaç duyduğu bir dönemde, Islamic Relief daha çok kişiye ulaşma ve destek sağlama konusunda kararlılığını sürdürüyor. Kurban bağışları ile ilgili bir anneyi ve çocuklarını sevindireceğinizi düşünerek elinizi vicdanınıza koymanızı rica ediyorum. Hiç bir imkanı kalmayan ve yarından ümidini kesmek üzere olan ailelere yardım eli uzatmak istiyorsanız, Islamic Relief Deutschland’ın Kurban bağışı kampanyasına katılmanızı rica ediyoruz. Kurban bağışı yaparak hayat kurtarabilir ve onların hayatta kalmasına destek olabilirsiniz. Hemen şimdi bağış yaparak, Islamic Relief'in bu anlamlı kampanyasına katkıda bulunabilirsiniz.” şeklinde konustu.

 

Nuri Köseli yaptığımız “Kurban” konulu röportajı önümüzdeki haftalarda okuyucu ile paylaşacağız.

 

 

 

 

 

 

 

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) Türkiye ve Hollanda arasında 19 Ağustos 1964’te imzalanan İş Gücü Anlaşması ile başlayan Hollanda'ya Türk işçi göçünün 60. yılını anmak ve onurlandırmak amacıyla 60. Yıl Resepsiyonu düzenliyor.
 
 
1960’lı yıllarda imzalanan iş gücü anlaşmalarıyla serüveni başlayan ve bugün 60 yılı geride bırakan Türk diasporası, beşinci nesline ulaştı. Anadolu’dan Avrupa’ya ve daha sonra da dünyanın pek çok ülkesine yayılan Türk misafir işçiler zamanla gittikleri ülkeleri ikinci bir vatan hâline getirerek yaşadıkları ülkelerin asli birer unsuruna dönüştü.
Ülkeler arasındaki ilişkilerde bir mihenk taşı oluşturan, hem bulundukları ülkeye hem de Türkiye’ye birçok alanda önemli katkılar sağlayan Türk toplumunun bu sürecinin ve üstün gayretlerinin daha bilinir kılınması ise YTB tarafından yürütülen 60. yıl çalışmalarının odak noktasını oluşturuyor. 60. yıl programları çerçevesinde 2024 yılı boyunca çeşitli kültürel, sanatsal ve akademik çalışmalar yürütülüyor.
 
 
YTB bu kapsamda Türkiye ve Hollanda arasında 19 Ağustos 1964’te imzalanan İş Gücü Anlaşması ile başlayan Türk işçi göçünün 60. yılını anmak ve onurlandırmak amacıyla 60. Yıl Resepsiyonu düzenliyor.
Resepsiyon, 6 Mayıs 2024 Pazartesi günü saat 19.00’da Hollanda’nın Rotterdam şehrindeki Theater Zuidplein’de Hollanda’da yaşayan Türk toplumu ve Hollandalılar'dan oluşan 650 kişinin katılımıyla gerçekleştirilecek. 
 
 
Türk toplumunun önde gelen isimleri, farklı alan ve sektörlerden kanaat önderleri, sivil toplum temsilcileri ve Türk diasporası için sembolik önemi haiz isimlerin katılımlarıyla düzenlenecek olan bu resepsiyonda hem Türkiye’den hem de ilgili ülkeden üst düzey temsilciler yer alacak. 
60. Yıl Resepsiyonu’nun ana hedefleri arasında ise, 1960'lı yıllarda başlayan ve Hollanda ekonomisine büyük katkıda bulunan Türk işçilerin ve sonrasında çeşitli dalgalarla Hollanda’ya devam eden göçlerin önemini hatırlamak, bu tarihi süreci gelecek nesillere aktarmak bulunuyor.
Resepsiyon, Türk işçi göçünün sadece geçmişten ibaret olmadığını, aynı zamanda bugünümüzü ve geleceğimizi de etkileyen bir süreç olduğunu vurgulamak için de düzenleniyor.
 
 
Bu etkinlik, ortak mirasımızı kutlamak ve gelecek nesillere aktarmak için bir vesile olarak görülmekle birlikte, Hollanda’da yaşayan 430 binin üzerinde vatandaşımızı onurlandırmak için bir fırsat olarak değerlendiriliyor.

 

Türkiye’nin Hamburg Başkonsolosu Emine Derya Kara, Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) ve Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) tarafından ‘Kurbanını Paylaş, Kardeşinle Yakınlaş’ sloganıyla başlattığı 2024 Yılı Vekaletle Kurban Organizasyonu’na destek olmak amacıyla kurban bağışında bulundu.

 

DİTİB Hamburg ve Schleswig Holstein Eyalet Birliği’nin geleneksel din görevlileri ve dernek yöneticilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda Hamburg Başkonsolosu Emine Derya Kara, Hamburg DİTİB Dini Danışma Kurulu Başkanı Osman Dikeç’e kurban vekaletini teslim etti.

DİTİB’in çalışmalarından duyduğu memnuniyeti ifade eden Başkonsolos Kara, “DİTİB ve TDV kurban organizasyonu ile diğer alanlardaki başarılı çalışmalarını takdirle karşılıyorum. Kurban organizasyonuyla ihtiyaç sahibi insanlara yardım elini uzatarak bayram sevinci yaşatılıyor” dedi.

 

Kara konuşmasını, “Bu anlamda yapılan hayırlı çalışmalardan ötürü DİTİB Hamburg ve Schleswig Holstein Dini Danışma Kurulu Başkanı Osman Dikeç’e, Eyalet Birliği Başkanı Mehmet Gök’e, dernek yöneticilerine ve din görevlilerine teşekkür ediyorum” diyerek tamamladı.

Hamburg Başkonsolosu Emine Derya Kara’nın kurban vekaletini kabul eden Hamburg DİTİB Dini Danışma Kurulu Başkanı Osman Dikeç, DİTİB ve TDV adına teşekkürlerini ileterek bağış makbuzunu kendilerine takdim etti.

 

 

 

KÖLN (AA) - Almanya'nın Krefeld kentindeki Diyanet İşleri Türk İslam Birliğine (DİTİB) bağlı Yunus Emre Camisi ile şehir yönetimi arasında her cuma vakti ezanın hoparlörden okunması için protokol imzalandı.

Krefeld Belediye Başkanı Frank Meyer'in makamında gerçekleşen imza töreninin ardından hoparlörden ilk ezanın 3 Mayıs Cuma günü okunacağı belirtildi.

 

Belediye Başkanı Meyer, imza töreninde yaptığı konuşmada, diğer dinlerde olduğu gibi Müslümanların da haklarını göz önünde bulundurduklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

"Krefeld'deki Müslüman cemaatler, şehir sakinleri, komşuları ve yerel yöneticilerle uyum içinde çalışmalarını sürdürüyor. Şehir sakinlerini rahatsız etmeyecek şekilde, 55 ile maksimum 70 desibel arasında olacak şekilde ezan okuma protokolüne ortak mutabakat sağladık. Krefeld şehrindeki tüm camilerden artık dışarıdan ezan okunacak."

 

Krefeld DİTİB Yunus Emre Camisi Dernek Başkanı Adem Cankur, şehir yönetimi başta olmak üzere bu protokolde emeği geçenlere teşekkür etti.

Cankur, "Misafir işçi olarak geldik ama bu toplumun bir parçasıyız. Krefeldli Müslümanlar olarak tüm inançlara saygılı bir şekilde ve ötekileştirmeden, ayrıştırmadan çalışmalarımızı uyum içinde sürdürüyoruz. Bugün imzaladığımız protokolle buraya ait olduğumuzu hissettik. Umarız bütün şehirlerde bu uygulama hayata geçirilir." değerlendirmesinde bulundu.

 

Cankur ayrıca, ilk ezanın okunacağı 3 Mayıs'ta Krefeld Belediye Başkan Meyer'in camilerini ziyaret edeceği bilgisini paylaştı.

İmza törenine, Krefeld DİTİB Yunus Emre Camisi Başkan Yardımcısı Mehmet Demir, din görevlisi Arif Keskin ve Krefeld Müslümanlar Birliği Başkanı Tufan Ünal katıldı.

 

- "Almanya'da yaşayan Müslümanların bu topluma ait olduklarının bir ifadesi"

DİTİB Genel Başkanı Muharrem Kuzey, yaptığı yazılı açıklamada, her cuma vakti hoparlörden ezan okunması iznini sevinçle karşıladıklarını belirtti.

Bu kararın hüsnükabulün göstergesi ve birlikte yaşama kültürüne önemli bir katkı sağladığını vurgulayan Kuzey, imzalanan protokolün "Almanya'da uzun süredir yaşayan Müslümanların bu topluma ait olduklarının bir ifadesi" olduğunu aktardı.

 

Kuzey, Almanya'da anayasal haklar çerçevesinde ezanın dışarıdan okunmasının Müslümanların doğal hakkı olduğunu vurguladı.

Bu protokolün diğer şehirlere de örnek olmasını temenni eden Kuzey, Krefeld Belediye Başkanı Frank Meyer'e teşekkür etti.

 

 

 

 

Dünya Altın Konseyi raporuna göre, küresel altın talebi, ilk çeyrekte 2023'ün aynı çeyreğine göre yüzde 3 artarak 1238,3 ton oldu
İlk çeyrekte, merkez bankalarının altın alımı, 2023'ün aynı dönemine göre yüzde 1 artarak 290 tona ulaştı
 

Küresel altın talebi, başta Çin ve Hindistan olmak üzere Asya'dan gelen talep ve merkez bankalarının alımlarını artırmasının etkisiyle yılın ilk çeyreğinde 2023'ün aynı dönemine göre yüzde 3 artarak 1238,3 ton oldu.

 

Dünya Altın Konseyinin, yılın ilk çeyreğine ilişkin "Küresel Altın Trendleri" raporu yayımlandı.

Rapora göre, merkez bankalarının ve Asya'dan özel yatırımcıların güçlü alımları ilk çeyrekte altın talebini 2016'dan beri en yüksek seviyesine çıkardı.

Küresel altın talebi, ilk çeyrekte 2023'ün aynı çeyreğine göre yüzde 3 artarak 1238,3 tona ulaştı.

İlk çeyrekte mücevher talebi yüzde 2 düşüşle yaklaşık 479 tona indi.

 

Yılın ocak-mart döneminde yatırım amaçlı altın (sikke ve külçe altın) alımında artış olurken, yatırım amaçlı altın alımı (tezgah üstü piyasalar hariç) da geçen yılın ocak-mart dönemine göre yüzde 3 artarak 312 tona ulaştı.

Dünya Altın Konseyi raporuna göre, merkez bankalarının altın alımı ilk çeyrekte 2023'ün aynı dönemine göre yüzde 1 artarak 290 tona yükseldi. Bu da merkez bankalarının altın alımında şimdiye kadarki en güçlü yıl başlangıcı oldu.

Öte yandan, Türkiye'nin yatırım amaçlı altın talebi (sikke ve külçe altın) de ilk çeyrekte önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12 azalarak yaklaşık 44 ton oldu.

 

Ülkenin mücevher olarak altın talebi ise ilk çeyrekte 2023'ün aynı çeyreğine göre yüzde 19 artarak 11 tona ulaştı. Bu da 2015'ten beri ülkedeki mücevher talebinde en güçlü ilk çeyrek olarak kayıtlara geçti.

Rapora göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) birinci çeyrek boyunca 30 ton daha satın alarak altın rezervlerini 570 tona çıkardı.

Bu arada, Londra Külçe Piyasası Birliğine (LBMA) göre, altının ons fiyatı ilk çeyrekte hızlı artışın etkisiyle ortalama 2,070 dolar seviyesine yükseldi. Altının ons fiyatında geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 10 artış görüldü.

Antalya Valisi Hulusi Şahin: "Antalya ve Nürnberg'de Alman ve Türk toplumlarının çeyrek yüzyıldır sergilemiş olduğu sıcak yaklaşım, bu birlik ve beraberlik neden kar topu misali büyüyüp bütün Türkiye'yi, Almanya'yı ve bütün dünyayı kaplamasın"
 
Türk ve Alman gazeteciler, Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) ile Nürnberg Basın Kulübünün kardeşliğinin 20. yılını Almanya'nın Nürnberg kentinde kutladı.

Nürnberg Basın Kulübünde düzenlenen kutlamaya, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Türkiye'nin Nürnberg Başkonsolosu Fatma Taşan Cebeci, Eyalet Parlamento Milletvekili Arif Taşdelen (SPD), Bavyera Türk Alman Tabipler Birliği Onursal Başkanı ve Kardeş Şehirler Koordinatörü Dr. İsmail Baloğlu, Nürnberg Belediye Başkanı Marcus König adına Kültür Belediye Başkanı Julia Lehner, Eski Bavyera Eyalet Başbakanı Dr. Günther Beckstein, KKTC Fahri Konsolosu Turgay Hilmi, Orta Frankonya Emniyet Müdürü Adolf Blöchl, MÜSİAD Bölge Başkanı Haluk Dokur, Corendon Airlines Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer, AGC Başkanı İdris Taş ve Nürnberg Basın Kulübü Başkanı Siegfried Zelnhefer de katıldı.

 

Vali Şahin, burada yaptığı konuşmada, daha güzel bir geleceği birlikte inşa edeceklerini belirterek, Antalya ve Nürnberg'in kardeşliğinin belki küçük görülebileceğini ancak binaların da birer tuğlayla başladığını söyledi.

İki kentin kardeşliğinin önemli olduğunu vurgulayan Şahin, şöyle konuştu:

"Antalya ve Nürnberg'de Alman ve Türk toplumlarının çeyrek yüzyıldır sergilemiş olduğu sıcak yaklaşım, bu birlik ve beraberlik neden kar topu misali büyüyüp bütün Türkiye'yi, Almanya'yı ve bütün dünyayı kaplamasın? Bunu başaramazsak bile en azından bunun yolunda çaba göstermiş oluruz. Bizlere üç gündür mükemmel ev sahipliği yapan Nürnbergli dostlarımıza teşekkür ederim. Üç gün boyunca bana mikrofon tuttular. Hep, 'Türk toplumunun gittiği her yerde yük olmadığını, yük aldığını, emek verdiğini, içine girmiş olduğu topluma destek olduğunu, kendi kimliğini muhafaza ederek katkı sağladığını' söylemeye çalıştım. Türk-Alman toplumunun kardeşliği payidar olsun."

 

AGC Başkanı İdris Taş da iki kent arasında 20 yıldır kardeşliğin devam ettiğini hatırlatarak, dostluğun daha da güçlenmesini temenni etti.

Nürnberg Basın Kulübü Başkanı Zelnhefer, gazeteciler arasında imzalanan kardeşlik protokolünün önemli olduğunu dile getirdi.

Programda Zelnhefer, Antalya'dan gelen gazetecilere rozet, flama ve Nürnberg hatırası hediyeler verdi.

 

Vali Şahin, Antalya Olgunlaşma Enstitüsünde yapılan ve Antalya'daki endemik bitkilerinin yer aldığı plaketleri protokol üyelerine, AGC Başkanı Taş ise Alman gazetecilere takdim etti.

Kardeşlik protokolünü başlatan ve sonrasında sürdüren eski AGC başkanları Erdoğan Kahya ve Mevlüt Yeni ile önceki dönem genel sekreteri Gürsel Kaya'ya da plaket verildi.

 

 

 

BERLİN (AA) - İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Almanya'da artan ırkçı saldırılar ve nefret suçlarına dikkati çekerek Alman yetkililere Müslüman karşıtlığıyla mücadele için daha güçlü önlemler alma çağrısında bulundu.

 

HRW'nin internet sitesinden yapılan açıklamada, Alman hükümetinin Müslümanları ve ırkçılığa maruz kalanları korumakta başarısız olduğunu belirtilerek, "Alman hükümeti, artan nefret ve ayrımcılık olaylarının ortasında Müslümanları ve Müslüman olarak algılanan kişileri ırkçılıktan korumakta yetersiz kalıyor." ifadesine yer verildi.

Açıklamada, bu tür olaylar karşısında hükümetin uyguladığı önleme ve cezalandırmanın caydırıcı olmaması, Müslüman karşıtlığının tanımsız kalması, mağduriyeti giderecek çalışmaların yapılmaması ve resmi verilerin yetersizliğinin ülkedeki Müslümanların saldırılara maruz kalmasına neden olduğu aktarıldı.

 

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları sonrası ülkede nefret suçlarında artış olduğu kaydedilen açıklamada, son gelişmelerin medyada taraflı olarak yer alması ile aşırı sağcı politikacıların propagandalarının bu artışı tetiklediği bildirildi.

Açıklamada uluslararası sözleşmelere göre, hükümetin Müslüman toplulukları korumakla yükümlü oldukları hatırlatıldı.

HRW'nin Avrupa'da ırkçılık araştırmacısı olan Almaz Teffera, Alman hükümetinin Müslüman karşıtlığını ele alma yaklaşımını değiştirmesi, Müslümanları hedef alan nefret suçlarının daha iyi raporlanması ve izlenmesinin sağlaması gerektiğinin altını çizdi.

 

Teffera, "Alman hükümetinin Müslümanları nefret ve ayrımcılıktan koruma konusundaki başarısızlıkları, Müslümanların sadece inanç temelli düşmanlığa değil, ırkçılığa da maruz kaldıklarını anlamamakla başlıyor. Almanya'daki Müslüman karşıtlığı ve ayrımcılık net bir şekilde anlaşılmadan, olaylara ilişkin güçlü veriler olmadan, Alman makamlarının vereceği bir yanıt etkisiz olacaktır." ifadelerini kullandı.

Almanya'nın, Müslümanları ve ülkedeki diğer tüm azınlıkları korumak için yatırım yapması gerektiğini belirten Teffera, bunun tüm Alman toplumunu korumak için yapılacak bir yatırım olacağını kaydetti.

Resmi rakamlara göre, Alman polisi geçen yıl ocak ve ekim ayları arasında tehdit mektupları, sözlü ve fiziksel saldırılar, vandalizm ve mala zarar verme dahil olmak üzere 686 Müslüman karşıtlığı suç ve saldırıyı kaydetti. Bu rakam 2022 yılında 610 olarak tespit edilmişti.

 

Müslüman karşıtlığı ile ırkçı suçların, yetkililer tarafından gerekli şekilde sınıflandırılmadığı, hakaret veya kişisel kavga olarak kaydedildiği için vaka sayılarının çok daha yüksek olması gerektiği aktarıldı.

Saldırılara maruz kalan birçok Müslüman, etkili bir şikayet mekanizmasının bulunmaması, polis ve yargı sistemine olan güvensizlik nedeniyle şikayette dahi bulunmuyor.

HRW, Alman hükümetinin ülke çapında izleme ve veri toplama mekanizmalarını geliştirmesi gerektiğini, bu mekanizmaların net göstergelere dayanmasının yetkilileri sorunun çözümü için gerekli bilgi ve araçlarla donatacağını kaydetti.

 

Nüfusu 84 milyondan fazla olan Almanya, Fransa'dan sonra Batı Avrupa'da en fazla Müslüman nüfusa sahip ikinci ülke durumunda bulunuyor.

Resmi rakamlara göre Almanya'da yaklaşık 5 milyon Müslüman yaşıyor.