Profesör Dr. Hacı-Halil Uslucan, göçmen kökenli çocukların eğitimde başarısız olmasının dine mal edilmesinin yanlış olduğunu belirterek “İtalyan gençleri Müslüman değil. Almanya’da 80 bin ila 120 bin arasında özel yetenekli göçmen kökenli çocuk olması gerekiyor. Bunlar nerede?” diye sordu.
Göçmen kökenli çocukların eğitime katılımı ve eğitim başarısı konulu bir programa katılan Türkiye Araştırmaları ve Uyum Araştırmaları Merkezi başkanı Profesör Dr. Hacı-Halil Uslucan, göçmen çocuklarının eğitim durumu hakkında ilginç bilgiler verdi. 2010 yılı itibarı ile Almanya’daki 13 milyon çocuğun 4 milyonunun göçmen kökenli olduğuna dikkat çeken Uslucan, bu çocukların düşük seviyedeki okullardaki oranının yüksek, daha iyi eğitim veren Gymnasium gibi okullarda ise oranının düşük olduğunu hatırlattı.
Göçmen kökenli öğrenciler arasında da fark olduğunu dillendiren profesör, ‘‘Türk ve İtalyan göçmen çocuklarının eğitim başarısı daha düşük. Ancak daha önceki tartışmalarda olduğu gibi bu başarısızlığı dine mal etmek yanlış. İtalyanlar, koyu Müslüman değiller.” dedi. Almanya’ya gelen göçmenlerin sosyal statü bakımından alt tabakadan olduğuna işaret eden Uslucan, Alman eğitim sisteminde dilin (Almanca) önemine vurgu yaptı; ‘‘Dile ihtiyaç olan derslerde göçmen öğrenciler ile Alman öğrenciler arasında başarı farkı daha belirgin görülüyor.” dedi.
Alman eğitim sisteminde çocukları bireysel teşvik yerine daha çok sınıf tekrarına, daha düşük okullara gönderme gibi çalışmaların daha ağır bastığını savunan Uslucan, alt seviyedeki bir okuldan üst seviyedeki okula geçmenin zor olduğunu ifade edip, öğretmenlerin şu tavsiyesine özellikle dikkat edilmesini istedi: “Alt seviyedeki okula git; zaten başarılı isen bu okuldan Gymnasium okuluna geçersin.” Bunun yanlış olduğunu söyleyen araştırmacı Uslucan, bir alt okul tavsiyesi alan çocukların kabiliyetlerinin kırılabildiğini söyledi.
Yüksek yetenekli kızların, engelli çocukların ve göçmen kökenli çocukların becerilerinin geç ya da hiç fark edilmediğini anlatan Uslucan, ‘‘Halkların yüzde 2-3’ünün özel yetenekli olduğu varsayılır. 4 milyon göçmen kökenli çocuk arasında bu 80 bin ila 120 bin özel yetenekli çocuk anlamına geliyor. Bu çocuklar nerde?” şeklinde sorup, bu konuda çok az araştırma yapıldığını kaydedip, özel yetenek programlarına öğretmenlerin gönderdiği göçmen kökenli öğrenci sayısının da azlığına dikkat çekti.
Göçmen ailelerinin özgüven eksikliğinin bu çocukların yeteneklerinin keşfedilmesini engellediğini belirten Türk kökenli akademisyen, Almanya’da 360 meslek çeşidi olduğunu ve maalesef bunların çok azının bilindiğini sözlerine ekledi. Göçmen çocuklarının daha başarılı olması için okul öncesi eğitimin daha iyi olmasını, erken okul yönlendirmesi olmamasını, öğretmenlerin kültürel becerilerinin geliştirilmesini, tam gün eğitim ve yeteneklerin daha iyi keşfedilmesi gerektiği tavsiyelerinde bulundu.
Tek tip eğitim sisteminin başarıyı getirmediğini dillendiren Uslucan, velilerin çocuklarından beklentilerinin olmasını ve bunun için de çocuğa sevgi ve destek vermeleri gerektiğini anlattı. Çocuklara sevgi gösterirken, sınırsız özgürlükten de kaçınılmasını öneren bilim adamı, tutarsız davranışlardan velinin özellikle kaçınmasını tavsiye etti.












