Türkiye Radyo Televizyon Kurumu tarafından her yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik veÇocuk Bayramı münasebetiyle dünya çocukları için düzenlenen şölene yalnız Birleşmiş Milletler Teşkilatı'na üye devletlerin çocukları davet edilmekte idi.
Ancak, Tatatistan, Çuvaşistan, Başkurdistan, Sibirya (Tuva, Saka, Hakas, Altay, Şor, Teleüt) Türklerinden temsilci çocukların katılamadıklarını müşahede ettik. Bu diyarlarda yaşayan Türk çocuklarının birbiri ile tanışması, kaynaşması ve ileriye yönelik dostlukların kurulması amacıyla Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı olarak "Türk Dünyası Çocuk Şöleni"ni düzenlemeye başladık.
İlk şölen 1995 yılı Mayıs ayında küçük çapta düzenledik. İkinci şölenden itibaren Türk Dünyası Çocuk Şölenleri, bütün Türk Cumhuriyet ve topluluklarını kapsayacak şekilde düzenliyoruz
Amacımız
Türk Cumhuriyet ve topluluklarında yaşayan Türk çocuklarının Türkiye'yi tanımaları, dünyanın dört bir köşesinde yaşayan kardeşleriyle bir araya gelmeleri, dostluklar edinmeleri, kardeşlik bağlarının güçlendirilmesi, kültürel alışveriş ve Türk dünyasının her yerindeki ailelerin bu vesile ile dost olmaları ve birbirlerini tanıma arzusu ile teçhiz edilmeleri esas gayeyi teşkil etmektedir. Bu bağlamda:
a) Çocuklar birbirlerini ve dolayısıyla Türk dünyasını tanımaktadırlar,
b) Türk ailesini tanıyarak kendi aile yapılarıyla mukayese imkânı bulmaktadırlar,
c) Türkiye'deki eğitim sistemini, okul ve öğretmenleri tanıma imkânı bulmaktadırlar,
ç) Müzelerimizi, saraylarımızı, çarşı ve pazarlarımızı gezerek, Türkiye'nin iktisadî ve kültürel zenginliklerini görmektedirler.
d) Türkiye'deki kardeşleriyle çeşitli eğlencelere katılmak, kır ve deniz gezileri yapmak, okullarda gösteriler düzenlemek suretiyle kaynaşma imkânı bulmaktadırlar.
2010 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül'ün himayelerinde gerçekleştirdiğimiz, otuz bine yakın çocuğumuz ve binlerce velimizin katıldığı 16.Türk Dünyası Çocuk Şöleni, muhteşem yürüyüş, gösteri ve uğurlama ile sona ererken, çocuklarımız, dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar bir millet olduklarını ve ilelebet kardeş olarak birbirleriyle kaynaşma, bütünleşme, kucaklaşma, haberleşme ve dayanışma mecburiyetinde bulunduklarını idrak ettiler.Türkiye'yi Türk ailesini ve eğitim camiasını tanıdılar, ailelerin ve halkın unutamayacakları sıcak sevgisiyle haşır neşir oldular. Müzelerimizin, saraylarımızın, camilerimizin, marşlarımızın haşmeti karşısında, Türk olmaktan gurur duydular, mutlu oldular. Ayrılırken misafir eden okulun müdürü, öğretmenleri ağladılar, misafir eden ailelerin babaları, anaları ağladılar, misafir oldukları evin çocukları ağladılar, kendileri ağladılar. Kendileriyle ilgilenen görevliler ağladılar. Birbirlerinden kilometrelerce uzaktaki aileler, telefon veya mektup aracılığıyla birbirleriyle kaynaşma imkânı buldular.
Türkiye onlar için zengin, bolluk içinde güzel bir ülke olarak daima hatırlanacaktır. Türkiye'deki ailelerle dil dâhil pek çok müşterek unsurlara sahip olduklarını, Türk birliği düşüncesinin bir fantezi olmadığını idrak ederek, "DİLDE, FİKİRDE, İŞDE BİRLİK" idealinin Türkiye'ye sağlayacağı bütün faydaların hararetli savunucusu olacaklardır. Ayrıca ferdi çocuk dostlukları, aile dostlukları haline dönüşerek güçlenecektir. Her çocuk mutlak surette Türkiye'nin gönüllü elçisi olmaktadır ve olacaktır












