+++ Kiliani-Volksfest vom 6. bis 22. Juli 2012 +++ Alman Dışişleri Bakanı'ndan AB'ye "Türkiye" uyarısı +++ 'Euro Bölgesi'nin Sorunları Global Ekonomi Üzerinde Demoklesin Kılıcı Gibi' +++ Caddede Okuma Eylemi +++ Kassel’e konsolosluk müjdesi +++ MÜSİAD Almanya eğitim kampı Mayıs serisi Erkner’de gerçekleşti +++ Almanya'daki Malatyalılardan Görkemli Gece +++ Rotary Çocuklar Günü 2012 +++ Timuçin: Tiyatroda Özelleştirme Türkiye Şartlarına Uygun Olmalı +++ Mahmut Çebi´den ilginç bir makale +++
ECB Exchange Rates
|
ECB Exchange Rates on Mai 18, 2012. |
||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||
Almanya’da bir araya geldiğim ve Türkiye’de takip ettiğim Almanya’da yaşayan Türk gençlerinin en büyük sıkıntısı anlaşılmamak. Ne kendi ailelerinin ne Almanların ne de Türkiye’de insanların kendilerini anlamaması. Onların neler yaşadığını, nasıl bir yere ait olamadıklarını, Türk kültüründen uzaklaştıklarını ama Alman kültürünü benimsemediklerini, arada derede kaldıklarını ve bu nedenle kendilerini yalnız ve anlaşılmamış hissetmeleri, her şeyin boş ve anlamsız gelmesi.
Büyük bir boşluk duygusu
İnsan bir yere ait olmak ister, bunu yaşayamadığında sıkıntı duyar ve sürekli bir arayış içine girer bazen de arayış içine girmek yerine her şeyi reddetmeyi ve kendi bulduğu yolda yürümeyi tercih eder. İşte bu yol bazen onu çıkmazlara götürebilir. Almanya’da ki gençlerin de geldikleri yerde yaşadıkları sorun onları kumara, kumar makinalarına, uyuşturucu bağımlılığına, bunlara değilse bile sokaklara taşımakta, ailelerin kendileri için çektikleri sıkıntılar, yaşadıkları hallere duydukları üzüntü ile daha da büyük boyutlara varmaktadır. Dil sorunu nedeniyle iyi bir eğitim alamamaları, Alman gençlerden daha düşük seviyede okullara gitmeleri buralardan mezun olduklarında ise daha düşük imkanlarla iş hayatına atılmaları onların motivasyonunu bozduğu gibi aileleri ile yaşadıkları anlaşmazlıklar ve kuşak çatışmaları da kendilerini dışlanmış hissetmelerine ve kendilerine kucak açan arkadaşlarına katılmalarına yol açmakta böyle olunca da yaşam onları etrafa savurmaktadır.
Bulundukları toplumda giderek yeşeren yabancı düşmanlığı, büyüklerinin içlerine kapanmışlığı ve Alman toplumu ile kurduğu ilişkiyi en az seviyede tutmaya özen gösterişi ve bu ortamlarda yetişmeleri, kimlik kazanımlarını olumsuz etkilemiş, Türkçesi zor anlaşılan, Almancası sokak dilinin ötesine geçmeyen gençler haline gelmeleri nedeniyle, giderek çevreye ve kendine yabancılaşan gençler haline gelmişlerdir. Bu yüzden Almanya’da genç olmanın, tüm bu sorunlar ele alındığında çok ama çok zor olduğunu onların davranışlarını ve kıyafetlerini beğenmeyen çevrelerinin onları yargılamak yerine anlamaya çalışmalarının önemli olduğuna inanıyorum.
Sonuç olarak bu gençlerin aileler, eğitmenler, psikolog, psikiyatrist ve psikolojik danışmanların el ele verip işbirliği yapması ile yaşama ve topluma geri kazandırılmaları gerektiğine inanıyorum. iş işten geçmeden…
DR. SABRİ YURDAKUL - PSİKİYATRİST - İSTANBUL
Kaynak: www.turkpress.de













